Cumhuriyet'in Kuruluşu, Siyasal Akımlar ve Tarihyazımı Üzerine Yeniden Düşünmek Konferansı, İstanbul, Türkiye, 23 - 24 Ekim 2025, ss.26, (Özet Bildiri)
İlgasının kabul edildiği 1923 yılında gerçekleşen İzmir İktisat Kongresini izleyen dönemde,
mecliste yaşanan yoğun polemikler ve tartışmalar sonucunda, aşar vergisi, günümüzden
yaklaşık yüz yıl önce 17 Şubat 1925’te tamamen kaldırıldı. O dönemden bugüne ise kuruluş
döneminin önemli bir kırılma noktası olarak görülebilecek bu reformun arkasındaki olası
nedenler ve sonuçlar, takip eden yıllarda birçok çalışmanın da ana gündemi haline geldi.
Nitekim, bu doğrultuda, konuyu Kemalizm, liberalizm ve sosyalizm gibi farklı ideolojilerin
perspektifinden değerlendiren kapsamlı bir literatür ortaya çıktı.
Bu bildiri ise aşarın kaldırılmasını merkeze alan bu zengin literatürün, meseleyi nasıl
değerlendirdiğini ve hangi eksenler etrafında tartıştığını eleştirel bir şekilde yeniden analiz
etmeyi amaçlamaktadır. Öne sürülen ilk argüman, bahsi geçen siyasi eğilimlerin
benimsedikleri yaklaşımlar arasında önemli farklılıklar bulunmasına karşın, yöntemsel ve
kavramsal açıdan aralarında göz ardı edilemez bazı benzerliklerin var olduğudur. Aşarla ilgili
literatürün en önemli tartışma konularından biri olan aşarın kaldırılmasının hangi toplumsal
kesim/kesimlerin faydasına olduğu meselesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Kemalist
perspektiften bakan çalışmalar, aşarın ilgasını, devletin küçük toprak sahibi köylülere yaptığı
bir çeşit jest olarak kabul ederken; Marksist perspektiften kaleme alınan çalışmaların önemli
bir kısmı ise bu jestin köylülerden ziyade büyük toprak sahiplerinin çıkarlarıyla örtüştüğünü
ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla, aralarındaki bu farklılığa rağmen, her iki yaklaşım da aşarın
kaldırılması meselesini, köylülük ve büyük toprak sahipliği gibi ikili kategorilere indirgemiş;
içinde devletin de bulunduğu sıfır toplamlı bir oyun olarak tahayyül etmişlerdir. Dahası, aşarın
kaldırılmasının devlet maliyesi ve iktisadi kalkınma üzerindeki etkisini inceleyen daha teknik
çalışmalar da devlet, köylü ve büyük toprak sahipleri kavramsallaştırmasının ötesine
geçmemişlerdir.
Buna paralel olarak, bildirinin ikinci amacı, aşarın kaldırılmasının nasıl tartışıldığının yanı sıra,
nasıl tartışılmadığını, literatürde hangi aktörlerin ve kategorilerin göz ardı edildiğini ortaya
koymaktır. Bu doğrultuda, homojen bir köylülük kategorisi yerine, topraksız köylüler,
ortakçılar ve diğer özgür olmayan emekçiler gibi farklı aktörlerin de aşar meselesine nasıl dahil
edilebileceği tartışmaya açılmıştır. Benzer şekilde, aşar vergisiyle birlikte kaldırılan ancak
literatürün yine ihmal ettiği iltizam meselesi de yeniden gündeme getirilmiş; bunun sonucunda
köylülüğün karşısında konumlandırılan yekpare büyük toprak sahipliği yerine, aşardan ve
onunla ilişkili olan iltizam sisteminden faydalanan farklı aktörlerin de dahil edildiği çok
katmanlı ve daha karmaşık bir tablo sunmanın imkanları masaya yatırılmıştır. Bu bağlamda,
yazının son bölümü, Cumhuriyetin ilanından sonra da gelirlerinin önemli bir bölümünü aşar
vergisinden elde etmeye devam eden vakıflara ve onların siyasi aktörlerle kurdukları ilişkiye
ayrılmıştır. Böylece, kaldırılmasından bu yana, yaklaşık yüz yıllık süreçte, farklı ideolojik
yaklaşımların katkılarıyla genişleyen bu literatürün önemli katkılarına temas etmenin yanı sıra,
literatürün dışarıda bıraktığı kavramların ve aktörlerin gün yüzüne çıkartarak da aşarın
kaldırılması meselesine dair alternatif anlatılar oluşturulabilir.